top of page

Kamuoyuna Duyurulur / 26-06-2026


26-06-2026






KAMUOYUNA;


Önceki gün görülen Uğur Yıldırım davasını, Yönetim Kurulu Başkanımız Sarah Başar, Başkan Yardımcımız Filiz Kurt, Genel Sekreterimiz Yasemin Dağ, Yönetim Kurulu Üyemiz Evrim Tekkeli ile üyelerimiz ve gönüllülerimiz birlikte takip etti. Duruşma sonucunda dava, 21 Ekim 2026 tarihinde saat 13.30'a ertelendi. Sanıkların tutuksuz yargılanmalarına devam edilmesine karar verildi. Mevcut durumda sanıklar suçlamaları kabul etmiyor. Ancak ortada yaşamını kaybetmiş genç bir insan var ve onun adına cevap bekleyen çok sayıda soru hâlâ yanıtsız duruyor.


Uğur Yıldırım artık soramadığı için biz soruyoruz:

  • Vücudunda darp izleri ve yüksek dozda ilaç tespit edildiği belirtilmesine rağmen nasıl oluyor da hâlâ hiç kimse sorumluluk üstlenmiyor?

  • Bakım merkezinin tabelasında bağlı olduğu kamu kurumunun adı yer alırken, duruşmada ilgili kurumlardan neden görünür bir temsilci bulunmuyor?

  • Yalnızca çalışanlar değil; sistemin işleyişinden, denetiminden ve gözetiminden sorumlu olanlar nerede?


Engelli ve bakıma ihtiyaç duyan bireylerin yaşam hakkı tartışmaya açık değildir.

Hiçbir aile, sistem tarafından zamanında sağlanmayan eğitim ve sağlık hizmetleri nedeniyle çocuğunu bir bakım merkezine göndermek zorunda kaldığı için suçlanamaz.


Hiçbir kamu kurumu da yaşanan ihmalleri, "Ailelerinin bakmak istemediği çocuklara bakıyoruz." anlayışıyla açıklayamaz. Bu dili kimden gelirse gelsin reddediyoruz.


Aksi hâlde biz de şu soruyu sormak zorunda kalırız:

  • Evinde yaşarken ihtiyaç duyduğu eğitim ve sağlık destekleri zamanında sağlanmadığı için bakım merkezine yerleştirilmek zorunda bırakılan otizmli bir bireyin, yaşamını yitirmesi mi gerekiyordu?


Uğur Yıldırım artık aramızda değil. Ancak bu davanın sonucu, bugün bakım merkezlerinde yaşayan yüzlerce kişinin yaşam hakkı ve geleceği açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle davayı takip etmek üzere 21 Ekim'de yeniden adliyede olacağız.


Son olarak; Üyelerimizle birlikte dikkatimizi çeken bir başka konu da davayı izlememizi güçleştiren uygulamalar oldu. Duruşmanın küçük bir salonda görülmesi ve sandalye yetersizliği gerekçe gösterilerek çok sayıda kişinin duruşmayı izlemesi engellendi.


Oysa yaşam hakkını ilgilendiren böylesine önemli davalarda sivil toplum kuruluşlarının duruşmaları takip etmesi bir ayrıcalık değil, açık yargılama ilkesinin doğal bir sonucudur. Adalet yalnızca gerçekleşmemeli, aynı zamanda toplum tarafından görülebilmelidir. Açık yargılama ilkesinin anlamı da budur. Otizm alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının duruşmaları izleyebilmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine inanıyoruz.


Saygılarımızla,

İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği

Yorumlar


bottom of page